AKP iktidarı için ona oy vermek, üyesi ve yandaşı olmak yeterli değildir. Asıl önemli olan ‘’benliğini teslim etmektir’’. Onun verdiği kimliği alıp düşünce yetisinin olmadığı,‘’yeni bir ben’’ yaratman istenir. Bu yüzden sıkça, ‘’yandaşlık testi’’ yapılır. AKP, muhalif medyayı ise muhaliflerin kendisiyle baş başa kaldığı ve iktidara olan öfkesini sokakta değil, ekran başında boşalttığı bir alan olarak görür.
Ancak son dönemlerde, Sözcü TV ve TELE 1’e verilen gelen karartma cezaları, bu kanalların ‘’Terörsüz Türkiye’’ sürecine dair takındığı tavırdan bağımsız değildir.
1 – Faşizmin Kitle Psikolojisi
Reich’a göre faşizm sadece bir politik örgütlenme değil, kitlelerin ruhsal yapısında yer eden bir ‘’itaat ve korku psikolojisidir’’. İktidar toplumda, çok güçlü ve yıkılamaz olduğu inancını yaratır. Ekran karartma ya da basını sansürleme gibi müdahaleler de bu inancı pekiştirmek adına yapılır. Ve sonunda toplum, ‘’konuşmanın manasız hatta tehlikeli’’ olduğu hissine kapılır.
2 – Foucault ve ‘’Terörsüz Türkiye’’ İnşası
Foucault’a göre ise iktidar sadece yasaklamakla değil, aynı zamanda hangi sözlerin dolaşımda kalacağını da belirler. Bu noktada sansür,’’yeni bir söylem inşasını’’ ifade eder. Türkiye, Suriye’deki negatif değişime bağlı olarak Kürt sorununda bir dönemece girdi. Özellikle ‘’Öcalan’ın kuruculuğa’’ terfi etmesi ve yeni anayasa söylemleri, cumhuriyet için varoluşsal kaygılar yarattı. Bu süreç, İran – İsrail savaşı ile birleşince de ‘’sıra bize mi geliyor?’’ sorusu daha çok sorulmaya başlandı.
Bu noktada, TELE 1’e verilen ekran karartma cezasını bir cezadan ziyade, yeni kurulmak istenen bir sistemin ‘’söylemsel inşa süreci’’ olduğunu bilmek daha gerçekçi olacaktır.
3 – Bastırmanın Sonuçları
Otoriter iktidarların toplumu bastırma girişimleri, sadece görünürde yok olur. Özellikle Kürt siyasal hareketinden biliyoruz ki bu kitleleri daha da konsolide etmektedir. Ve ekranlarda konuşulması yasaklanan konular, sokakta ve alternatif medyada daha öfkeli bir biçimde konuşulur. Bu durum, devlet – toplum arasındaki ‘’ruhsal gerilimi’’ arttırır. Ve zamanla politik bir patlamaya dönüşebilir.
Sonuç olarak; cumhur ittifakının toplumun ‘’eleştirel düşünme sistemini’’ bastırması, en az ‘’Terörsüz Türkiye’’ projesi kadar onarılması zor sonuçlara yol açabilir.


