Giriş
Toplumsal travmalar; savaş, göç ve doğal felaketler ile tanımlansa da iktidar eliyle gerçekleşen darbeler de bir travma yaratır. Çünkü darbeler, gelecek kaygısı ve enflasyon gibi varoluşsal krizler ile sonuçlanırken, toplum ruh sağlığını da uzun yıllar etkiler (Herman,1992). Darbe kavramı ‘’askeri darbe’’ ile özdeşleşmiş olsa da özünde devletin; medya, yargı ve kolluk kuvvetlerini kullanarak, demokratik yaşama müdahalesi ve siyaset-toplum ilişkisinin yeniden düzenlenmesidir (Agamben, 2005)
1 – Şok ve Kutuplaştırma
AKP rejimi boyunca; kayyumlar, ergenekon operasyonları ve belediye başkanlarına yönelik tutuklamalar, ‘’beklenmedik ve ani’’ bir biçimde meydana gelmiştir. Bu aynı zamanda, ‘’biz ve onlar’’ ayrımının da başlangıcı olmuştur (Klein, 1946). Çünkü şoka uğrayan bir toplum, düşünsel olarak felce uğradığından ne yapacağını bilemez ve manipülasyonlara açık hale gelir (Freud, 1920/1955). Böylece iktidarlar, hegemonyasını ve ideolojisini güçlendirme imkanı bulur (Gramsci, 1971).
Kısacası, AKP her seferinde toplumu önce şoka uğratmış, sonra da kutuplaştırarak kendi hegemonyasını güçlendirmiştir.
2- Erdoğan’ın Zaferleri Toplumun Trajedisi
AKP’nin siyasal iletişim stratejisi, ‘’algı yönetimi’’ üzerine kurulmuştur. Bu yüzden toplum 2002’den bu yana, Erdoğan merkezli bir ‘’otoriter erkeklik gösterisi’’ altında yaşamaktadır. Bu gösteride AKP, halkın sürekli ‘’güçlü bir babanın’’ etrafında toplandığı bir ortam yaratmaktadır (Lacan, 1977).
Bu stratejinin ise dört ayağı bulunmaktadır;
- Farklılık yaratma
- Farklılıkları düşmanlaştırma
- Çatıştırma
- Bastırma
Bu yöntemle Erdoğan, kendisini her zaman iktidarda tutmuştur belki ama toplumun;
- Bir arada yaşama
- Dayanışma
- Üretme
- Empati kurma arzusunun da yok olmasına neden olmuştur.

3 – Travma Döngüsü
AKP, ‘’makro darbeleri’’ sürekli gündemde tutarak, korkunun canlı kalmasını sağlamaktadır.. Ör, 12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuz darbeleri. Bunun yanında, belli aralıklarla gerçekleştirdiği ‘’mikro darbeler’’ yoluyla da toplumun günlük yaşantısını, güvenlik kaygısıyla sürdürmesine neden olmaktadır. Ör, belediye başkanlarına ve öğrencilere operasyonlar.
Böylece, ‘’nasıl olsa bir şey değişmez hissi’’ kökleşir (Seligman, 1975)
4 – Travmayı AKP Belirler
Medya insanların ne düşüneceğinden öte ne hakkında düşüneceğini belirlerken, AKP iktidarı hangi travmanın gündemde kalacağını da belirlemektedir (McCombs & Shaw 1972). Örneğin, 15 Temmuz Darbesi anma törenleri ve belgeseller ile hafızada sürekli canlı tutulurken, Hatay-Maraş depremi ise ‘’milli birlik’’ söylemi ile kapatılarak, iktidarın yönetim zafiyeti unutturulur.
Sonuç
AKP iktidarını, şok etkisi yaratan ‘’mikro darbeler’’ ve ardından gelişen ‘’biz ve onlar’’ ayrımı ile kökleştirdi. Çünkü travmaları iyileşmemiş, etrafı gelecek ve güvenlik kaygısı ile sarılı bir toplum, zaten teslim olmuş bir toplumdu. Böylece, ekonomi krizdeki rolünü gizledi ve sorunun yoksulluktan öte dış güçlerin olduğu algısını güçlendirdi. (Entman 1993, Chomsky & Herman, 1988)
Kaynakça (Kuramsal Çerçeve)
1 – Agamben, G. (2005). State of Exception. University of Chicago Press.
2- Chomsky, N., & Herman, E. S. (1988). Manufacturing Consent: The Political Economy of the Mass Media. Pantheon.
3- Entman, R. M. (1993). “Framing: Toward Clarification of a Fractured Paradigm.” Journal of Communication, 43(4), 51–58.
4 – Freud, S. (1920/1955). Beyond the Pleasure Principle.
5- Gramsci, A. (1971). Selections from the Prison Notebooks.
6- Judith Herman (1992). Trauma and Recovery.
7 – Klein, M. (1946). “Notes on Some Schizoid Mechanisms.” International Journal Psycho-Analysis, 27.
8- Lacan, J. (1977). Écrits: A Selection.
9- McCombs, M., & Shaw, D. (1972). “The Agenda-Setting Function of Mass Media.” Public Opinion Quarterly, 36(2), 176–187.
10- Seligman, M. (1975). Helplessness: On Depression, Development, and Death. Freeman.


