Siyasi Temsilin Psikopolitik Sınırları
GİRİŞ
Meclisin, yürütme erki olan bakan, başbakan ya da cumhurbaşkanını denetlediği sisteme demokratik parlamenter sistem denir (studylecturenotes.com, 2020). Parlamentonun egemenliği konusunda, en katı ülke ise İngiltere’dir (Özbudun, 1968). Siyasetin diplomasiyle işlediği bir alan olan parlamentoda, muhalefet ile iktidarın diyalog halinde olması beklenir. Ancak muhalefetin iktidara karşı, bir teslimiyet içinde olması kamuoyu tarafından kabul edilmemektedir. Keza, böyle bir teslimiyetin olduğu ülkelerde de demokratik parlamenter sistemden bahsedilmemektedir.
2017’de egemenliğin meclisten cumhurbaşkanına verildiği Türkiye’de, Erdoğan ABD ziyaretinden oldukça zayıf dönmüştü. Meşruiyet tartışmaları ve yanıtsız kalan F-35 savaş uçakları, iktidarı zorluyordu. Bu noktada, TBMM’nin açılış resepsiyonuna katılmayan, CHP, EMEP ve TİP’in dışındaki muhalif milletvekillerinin beden dili, Erdoğan’a yeniden güç verdi.
Magna Carta’dan Sanayi Devrimine
Montesquieu, Kanunların Ruhu’nda (1748) İngiliz siyasal düzenini överken, “İngilizler hürriyeti tam manasıyla geliştirmek için, saltanat yönetiminde bulunan kuvvetlerin hepsini ortadan kaldırdılar” ifadesini kullanır. Bu değerlendirme, kralın yetkilerini sınırlayan 1215 tarihli Magna Carta’ya dayandırılabilir; çünkü bu belge kralın Tanrısal mutlak haklarını zayıflatmış ve kilisenin egemenliğini kırmıştır (Dinçkol, 2021).
Ancak Sanayi Devriminden sonra, parlamento halk egemenliğinden uzaklaşarak sermayenin egemenliğine girmiş ve 20. yüzyıla gelindiğinde ise işçi sınıfının radikal taleplerini bastıran ve düzeni sürdüren bir yapıya dönüşmüştür. Yine de parlamento tüm sınırlılıklarına rağmen, Türkiye gibi devrimlerini tamamlamamış bir ülke için sendikal haklar gibi çeşitli kazanımların da elde edildiği bir kurumdu. Ancak 12 Eylül 1980 Darbesi ile senato, 2017 referandumda ise kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırıldı. Böylece TBMM, bakanları dahi belirleyemeyen sembolik bir kuruma dönüştü.

Burjuva Konsensusu
Fotoğrafta iktidar odağı ile muhalefet temsilcilerinin konumlanma biçimi, farklı partilerin bir aradalığından öte, Erdoğan hegemonyasının üretimini ifade ediyor. Bir üst yapı temsili olan bu fotoğraf, farklı sınıfsal ve ideolojik unsurların, Erdoğan otoritesinde hizalandığını gösteriyor. Böylelikle, işçi-sermaye çatışması ‘’uygar bir görüşme’’ estetiği ile törpülenerek, ‘’tek adam’’ sistemi stabilize ediliyor. Diğer yandan, Trump’tan meşruiyet alan Erdoğan, bir meşruiyet de muhalefetten almış oluyor. Böylece, ‘’herkesi kucaklayan baba’’ imajı ile Silivri Cezaevinin üzeri örtülüyor.
İktidarın Gözünde Var Olma Arzusu
Açılış resepsiyonundaki en çarpıcı kare ise sosyalist kimlikleri ile tanınan DEM milletvekilleri Sezai Temelli ile Saruhan Oluç’un pozisyonu oldu. Her iki vekilin ‘’içten ve sıcak bakışı’’, kendilerini Erdoğan’ın gözünde var kılmaya çalıştıklarını yansıtıyor. Bu durum, sınıf mücadelesi adına kendilerine oy veren işçi sınıfının da mücadelesini yaralıyor. Çünkü Erdoğan karşısındaki bu konumlanma ile onlara oy veren işçi sınıfı da sembolik olarak hizaya sokulmuş oluyor.
Yas Gerçeğini Unutmak
2015 yılındaki Hendek Operasyonlarında, Ankara Garında ve Suruç’ta, yakınlarını kaybedenlerin yas süreci devam etmektedir. Bu yas sürecini ağırlaştıran ise adaletin hala tecelli etmemiş olmasıdır. O dönemde, büyük bir toplumsal travmaya neden olan aktörlerin cezasız kalması hatta hala siyasetin içinde olması, yoğun bir öfke duygusuna neden olmaktadır. Özellikle DEM Parti, bu yas sürecini geçiren toplumun, bir temsilcisi olarak kendisini takdim etmektedir. Ancak, Barış Sürecinden dolayı dengeli davranmak adına, TBMM Açılış Resepsiyonuna katıldığını söyleyen DEM Partili heyetin, Erdoğan ile kurduğu göz teması, ‘’dengeden çok hayranlık’’ belirtisi göstermektedir. Bu yüzden, Erdoğan’ın 2015’teki sorumluluğunu bastırma işlevi görmüşlerdir.

Sonuç
Bu resepsiyon, Erdoğan’ın ABD ziyaretinde ortaya çıkan eleştirileri bastırma gösterisiydi. Toplumun bütün kesimlerini ‘’kucaklayan baba’’ anlatısının sergilendiği bu gösteride, Erdoğan ‘’suni teneffüs’’ imkanı buldu. Ancak bu algı yönetimi hamlesi, havuz medyası aracılığı ile sadece kendi tabanında karşılık bulacaktır. Meclisteki komisyonların önemini yitirdiği ve otokratik bir rejimde yaşadığımız gerçeğini, resepsiyondaki bu diyalog gösterisi bastıramayacaktır.
Kaynaklar
1 – What are the Main Characteristics of the Parliamentary System”. studylecturenotes.com. (2020)
2 – Özbudun, İngltere’de Parlamento Egemenliği Teorisi, Ankara Hukuk Fakültesi Dergisi, (1968)
3 – Dinçkol.B, İngiltere’de Parlamenter Monarşinin Erken Dönemi, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, (2021)


