Eleştirel Psikoloji Söyleşileri
Ocak 22, 2026
Flamenkoda Feminist Psikoloji
Şubat 1, 2026

Poor Things Filminde Feminist Estetik

Yazar: Caner Özdemir

Tarih: Ocak 26, 2026

 

Seda Kanburoğlu
Medya ve İletişim Bilim Uzmanı
– Yönetmen

GİRİŞ

Yorgos Lanthimos’un sineması, modern toplumun normatif yapılarıyla kurduğu gerilimli ilişki üzerinden okunabilecek rahatsız edici anlatılar üretir. Aile, evlilik, cinsellik ve iktidar gibi kurumlar, yönetmenin filmlerinde çoğu zaman absürd, grotesk ve tekinsiz bir estetik aracılığıyla çözülür. Poor Things, bu anlatı evreninin hem devamı hem de belirgin bir dönüşüm noktasıdır.

Film, grotesk estetiği yalnızca biçimsel bir tercih olarak değil, kadın bedeni ve öznesi üzerine kurulu politik bir sorgulama alanı olarak kullanır. Bella Baxter karakteri, ataerkil düzenin inşa ettiği kadın kimliğine karşı radikal bir karşı çıkış figürü olarak belirir. Yeniden inşa edilmiş bir beden, gelişimini yeniden yaşayan bir zihin ve sınır tanımayan bir arzu… Bu üçlü yapı, kadın öznesinin hem biyolojik hem de kültürel olarak yeniden kurulabileceğine işaret eden bir özgürleşme anlatısı üretir. Bu yazı, Poor Things’i grotesk estetik ile feminist tahayyül arasındaki ilişki üzerinden ele alarak, filmin kadın öznelliğini nasıl dönüştürdüğünü tartışmayı amaçlamaktadır.

Anahtar Kelimeler: grotesk, abject, feminizm, kadın bedeni, Lanthimos

Filmin Konusu

Poor Things, Viktorya dönemi Londra’sında geçen, absürt ve grotesk öğelerle örülü bir yeniden doğuş hikâyesidir. Dr. Godwin Baxter tarafından hayata döndürülen Bella Baxter, bedensel olarak “yeniden inşa edilmiş” genç bir kadındır. Bella, başlangıçta çocukça bir merak ve masumiyet taşır; ancak zamanla kendi arzularını, cinselliğini ve düşüncelerini keşfederek, kendini erkeklerin bakışının nesnesi olmaktan çıkarır. Toplumsal ve ahlaki sınırları ihlal ederek özneleşen Bella, ataerkil normlara meydan okuyan özgür bir kadın kimliği inşa eder.

Film; grotesk estetik, feminist kuram ve karnavalesk unsurlar aracılığıyla, kadının kendi bedenini ve arzularını sahiplenmesini anlatır. Yorgos Lanthimos’un kendine özgü üslubuyla şekillenen bu anlatı, bedensel taşkınlık ve abject temsilleriyle patriyarkal düzeni sorgulayan bir özgürleşme hikâyesine dönüşür.

Yorgos Lanthimos, çağdaş dünya sinemasının kendine özgü anlatı dili, rahatsız edici mizahı ve sıradışı estetiğiyle tanınan bir auteur yönetmendir. Lanthimos sineması, toplumsal normları, modern yaşamın ikiyüzlülüklerini ve insan ilişkilerindeki iktidar mekanizmalarını grotesk ve absürt bir üslupla görünür kılar. Filmlerinde çoğunlukla katı kurallarla şekillenen yapay toplumlar, duygusal olarak yabancılaşmış karakterler ve alışılmadık anlatı yapıları öne çıkar. Bu anlatılar, seyirciyi rahatsız eden ve düşündüren bir mesafeyle, normatif değerlerin sorgulanmasını amaçlar. Lanthimos’un Dogtooth (2009), The Lobster (2015) ve The Killing of a Sacred Deer (2017) gibi filmleri, toplumsal kurumlar ve iktidar ilişkileri üzerinden bireyin konumunu irdeleyen alegorik anlatılar olarak okunabilir.

Grotesk estetik, Lanthimos’un sinemasında önemli bir yer tutar. Yönetmen; bedensel tuhaflıklar, alışılmadık mimikler, tekinsiz sessizlikler ve absürt mizah yoluyla seyirciyi rahatsız eden ve güldüren ikili bir etki yaratır. Bu üslup, seyircinin pasif bir izleyici olmaktan çıkarak, filmle eleştirel bir ilişki kurmasını sağlar. Lanthimos’un karakterleri, genellikle arzularını bastıran, kurallara körü körüne uyan veya toplumsal normlara yabancı kalan bireylerden oluşur. Ancak Poor Things filminde Bella Baxter karakteri, bu genel çizginin istisnasını oluşturur; kendi bedenini ve arzularını sahiplenen aktif bir özne hâline gelir. Böylece yönetmenin grotesk estetiği, ilk kez güçlü bir feminist anlatının hizmetine girer. 

Lanthimos sineması, hem biçimsel hem de tematik düzeyde; toplumsal düzeni, iktidarı ve normları sorgulayan, rahatsız edici olduğu kadar düşündürücü ve özgün bir anlatı alanı sunar. Poor Things ise bu çizginin devamı ve evrimi olarak, grotesk ve karnavalesk unsurları feminist bir özgürleşme.

Ana Karakterler

​01 Bella Baxter: Filmdeki ana karakter; bedensel olarak yeniden inşa edilmiş bir kadın

02 Godwin Baxter: Bella’yı hayata döndüren, “yaratıcı” ve baba figürü. Hem koruyucu hem de kontrol edici; patriyarkal otoritenin simgesi.Bella’nın özneleşme sürecindeki ilk sınavlarından biri.

03 Max McCandels: Bella’ya aşık genç doktor. Daha “güvenli” ve idealist erkek figürü. Bella’nın arzularıyla duygusal bağ kurma arasında bir denge kurmaya çalışır.

04 Duncan Wedderburn: Bella’yı seyahate çıkaran avukat. Başlangıçta eril bakışı temsil eder; Bella üzerinde tahakküm kurmaya çalışır. Bella’nın özgürlük arayışının ve cinsel keşfinin katalizörü olur. Bella, Duncan’la ilişkisini kontrol ederek onun bakışını kırar.

Kuramsal Değerlendirme

Julia Kristeva – Abject:

Kristeva (1982), “abject” kavramını toplumun ve kültürün kendisini tehdit eden, sınırları ihlal eden, iğrendirici ve dışlayıcı unsurlar üzerinden açıklar. Abject, “ben” ve “öteki” arasındaki sınırları belirsizleştirir; bedensel akışkanlık, ölüm, çürüme veya norm dışı beden temsilleri üzerinden toplumsal düzeni sarsar. Poor Things filminde Bella Baxter’ın yeniden inşa edilmiş bedeni ve toplumsal normları ihlal eden davranışları, Kristeva’nın abject kavramı ile yakından ilişkilidir. Bella’nın bedeni, patriyarkal normları rahatsız eden ve dönüştüren bir abject figür olarak ortaya çıkar.

Grotesk, kelime kökeni olarak 15. yüzyılda İtalya’da keşfedilen “grotto” (mağara) duvar süslemelerine verilen addan gelir. Bu süslemeler; bitkisel, hayvansal ve insan biçimlerinin olağandışı ve tuhaf birleşimlerinden oluşuyordu. Zamanla, “grotesk” kavramı estetikte ve edebiyatta alışılmış biçimlerin, normların ve güzellik ideallerinin bozulduğu, tuhaf, çirkin, komik ve korkutucu unsurların bir arada bulunduğu anlatım biçimlerini tanımlamak için kullanılmaya başlandı.

Mikhail Bakhtin, Rabelais ve Dünyası (1965) adlı eserinde groteski “karnavalesk” bağlamında açıklar. Ona göre grotesk beden; taşkın, değişen ve sürekli oluş hâlindeki bedendir. Bu beden, toplumsal hiyerarşileri altüst eder ve yeni bir özgürlük alanı yaratır.

​Mary Russo, “kadın grotesk” üzerine odaklanarak, grotesk bedenin kadın bedeni üzerinden patriyarkal düzeni nasıl tehdit ettiğini inceler. Julia Kristeva ise “abject” kavramıyla groteskin toplumsal ve bireysel düzeyde yarattığı tiksinti ve rahatsızlığın, bastırılmış olanı yüzeye çıkararak düzeni bozduğunu savunur.

Mary Russo – Grotesk Kadın Bedeni

Russo (1994), grotesk kadın bedenini; taşkın, sınırları aşan ve bastırılamayan bir beden olarak tanımlar. Bu beden toplumsal normları ve estetik idealleri ihlal eder, kadın bedenini edilgen ve nesne konumundan çıkararak aktif ve tehditkâr hâle getirir. Bella’nın cinselliğini özgürce ifade etmesi, arzularını bastırmaması ve toplumsal sınırlara meydan okuyan varoluşu, Russo’nun grotesk kadın bedeni yaklaşımıyla örtüşmektedir.

​Bu teorik çerçeve, filmdeki grotesk estetiğin feminist bir strateji olarak nasıl kullanıldığını anlamayı amaçlar. Kristeva’nın abject kavramı, norm dışı bedensel temsillerin toplumsal düzeni nasıl tehdit ettiğini; Russo’nun grotesk kadın bedeni, bu tehdidin kadın bedeni üzerinden nasıl kurulduğunu; Mulvey’nin eril bakış kuramı ise kadın karakterin özneleşme sürecinde eril bakışa nasıl karşı koyduğunu anlamamıza imkân tanır.

​Bu üç kuram bir araya gelerek, Poor Things filmindeki Bella Baxter karakterinin feminist bir grotesk anlatının merkezinde nasıl konumlandığını ve kadın kimliğinin ataerkil kalıpların ötesinde çok katmanlı bir şekilde nasıl yeniden inşa edildiğini ortaya koyar.

Karnavalesk kavramı, Mikhail Bakhtin’in (1984) kültürel kuramında, toplumsal düzenin geçici olarak askıya alındığı, hiyerarşilerin altüst edildiği ve normların sorgulandığı bir atmosferi ifade eder. Karnavalesk anlatılarda, grotesk bedensellik, taşkınlık ve mizah aracılığıyla otorite alaya alınır ve toplumsal roller dönüştürülür.

Poor Things filminde Bella Baxter’ın yeniden inşa edilmiş bedeni ve arzularını özgürce ifade etmesi, karnavalesk estetiğin güçlü bir örneğidir. Filmdeki grotesk detaylar ve absürt sahneler, toplumsal cinsiyet normlarının ve ahlaki kodların geçerliliğini sorgular. Bella, geleneksel kadınlık tanımlarını aşarak, toplumsal düzene meydan okuyan bir karnavalesk figür hâline gelir. Böylece film, hem bedensel hem düşünsel düzeyde normların askıya alındığı ve kadın kimliğinin yeniden kurulduğu bir alan yaratır.

Jean Baudrillard (2019), Karnavalesk’i Batı Avrupa’dan yayılan; kolonizasyona, hristiyanlaşmaya dayalı bir serüvenin bu normlara uyamayan topluluklarda kendi komik taklidine dönüşmesi olarak değerlendirir.

​YAKLAŞIM

Julia Kristeva tarafından geliştirilen “abject” (iğrenç / tiksindirici) kavramı, kültürel ve toplumsal sınırları tehdit eden, düzeni bozacak kadar “yakın ama öteki” olan unsurları tanımlar.

  • Abject, hem benlik hem de toplum için korkutucu ve rahatsız edicidir; çünkü “temiz” olanla “pis” olan, “ben” ile “öteki” arasındaki sınırları silikleştirir.
  • ​Bedensel akıntılar (kan, ter, süt), çürüme, yaralanma, doğum, ölüm gibi halleri içerir.
  • ​Abject’in bu rahatsız edici etkisi, toplumsal düzenin devamı için bastırılır; fakat sanatta ve edebiyatta (ve sinemada) dönüştürücü bir güç kazanır.

​Feminist kuramda abject:

Kadın bedeni, tarihsel olarak abject ile ilişkilendirilmiştir (doğum, adet, cinsellik vb. süreçler). Kristeva’ya göre, abject estetik yoluyla yüzeye çıkarıldığında, kadın bedeni ataerkil düzende bastırıldığı yerden bir tehdit ve direniş unsuru hâline gelir. Sinemada “abject” kullanımı, eril bakışa ve normatif güzellik ideallerine karşı politik bir itiraz işlevi görür. Poor Things bağlamında:

Bella Baxter’ın “yeniden inşa edilmiş” bedeni grotesktir; norm dışıdır, taşkındır ve patriyarkal düzen için bir tehdittir. Bella, toplumsal ve bedensel tabuları ihlal ederek abject hâle gelir; ama bu iğrendirici konumdan bir özgürlük alanı yaratır. Filmdeki grotesk görsellik ve abject bedensellik, feminist bir özneleşme stratejisine dönüşür.

Mulvey’in teorisi nedir?

Laura Mulvey, “Visual Pleasure and Narrative Cinema” (1975) makalesinde, klasik sinemanın kadın karakteri “seyredilen” bir nesne olarak inşa ettiğini; erkek karakterin ve erkek izleyicinin bakışına hizmet ettiğini savunur. Bu bakış (“male gaze”), kadını pasif, edilgen ve arzunun nesnesi hâline getirirken; erkeği aktif, arzulayan ve bakan özne konumuna koyar. Poor Things filminde bu nasıl işliyor?

Başlangıçta, Bella Baxter karakteri, fiziksel olarak “yaratılmış” bir beden olduğu için erkek karakterlerin (özellikle Godwin Baxter ve Duncan Wedderburn) ilgisinin merkezine konur. Duncan Bella’yı sahiplenmeye, onun üzerinde hâkimiyet kurmaya çalışır. Bu durum Mulvey’in tanımladığı “kadının seyirlik nesne” olması hâline benzer.

Ancak film boyunca; Bella bu bakışı kırar ve tersine çevirir:

Erkeklerin bakışının pasif nesnesi olmak yerine, kendini arzulayan ve arzulanan aktif bir özne olarak kurar. Seyahat eder, yeni şeyler öğrenir, kendi arzularını ve cinselliğini keşfeder. Erkek karakterlerin arzusuna göre şekillenmek yerine, kendi seçimlerini yapar ve bedeni üzerinde söz sahibi olur. Bella’nın özgürlüğü, kendini nesne değil özne olarak kurmasında yatar: Cinselliğini utanç veya suçluluk duymadan sahiplenir. Erkeklerin bakışına karşı pasif kalmaz; onları da kendi bakışının nesnesi hâline getirir (örneğin Duncan’a karşı geliştirdiği özgüvenli tavır).

KAYNAKÇA
  • ​Bakhtin, M. (2014). Rabelais ve Dünyası (Çev. A. Turan Oflazoğlu). Dost Kitabevi Yayınları. (Orijinal eser 1965’te yayımlanmıştır.)
  • ​Baudrillard, J. (2019). Karnavalesk ve Yamyam (O. Adanır. Çev.) Doğu Batı Yayınları.
  • ​Kristeva, J. (2018). İğrenme: Tiksinti Üzerine Denemeler (Çev. A. Cemal). Metis Yayınları. (Orijinal eser 1982’de yayımlanmıştır.)
  • ​Mulvey, L. (2006). Görsel haz ve anlatı sineması. İçinde S. Smelik (Ed.), Feminist Film Kuramı (ss. 60–75) (Çev. A. Ertan). Ayrıntı Yayınları. (Orijinal makale 1975’te yayımlanmıştır.)
  • ​Özdemir, C. (Yıl). İlgili Eser Adı. Yayın Evi.
  • ​Russo, M. (2013). Dişil Grotesk: Risk, Aşırılık ve Modernlik (Çev. H. R. Altun). Sel Yayıncılık. (Orijinal eser 1994’te yayımlanmıştır.)
  • ​Lanthimos, Y. (Yönetmen). (2023). Poor Things [Film]. Searchlight Pictures.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Poor Things Filminde Feminist Estetik
Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanır. Bu web sitesini kullanarak Veri Koruma Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Daha fazla oku