Faili Meçhullerin Hafızası Olmak
Ekim 21, 2026
Residence Gazeteciliği
Ekim 21, 2026

Gazetecilerin Güvercin Ürkekliği

Yazar: Caner Özdemir

Tarih: Ekim 21, 2026

Röportaj: Haluk Kalafat I Gazeteci

Editör: Serra Dönmez I Psikolog

Gazetecilik, sadece bilgiye ulaşma mücadelesi değil, aynı zamanda o bilgiyi kamuoyuna ulaştırırken maruz kalınan baskılara karşı durma sanatı haline geldi. Tehditlerin, hukuki kıskaçların ve fiziksel risklerin gölgesinde çalışan gazeteciler için korku; her zaman açık bir beyanla değil, kimi zaman derin bir kaygıyla, kimi zaman da mesleğin en büyük laneti olan “otosansürle” kendini gösteriyor. Peki, sahada görünmez kalemlerle çizilen o sınırları kim, nasıl yönetiyor? Korku, bir haberciyi kendi kararlarını sınırlamaya başladığı noktada nasıl bir otosansür mekanizmasına dönüşüyor? Deneyimli isimlerin gözünden, medyanın psikolojik ve yapısal dönüşümünü masaya yatırıyoruz.

​1 – Tehdit altında çalışan bir gazeteci, korkuyu her zaman doğrudan “korkuyorum” şeklinde yaşamayabilir. Korku; kaygı, sürekli tetikte olma, öfkelenme ya da zamanla yaşananlara karşı duyarsızlaşma gibi farklı biçimlerde ortaya çıkabilir.

Bunun yanı sıra gazeteci, kendisi veya yakınları için bazı sonuçlar doğabileceğini düşündüğünde haberin içeriğini değiştirebilir, bazı ayrıntıları kullanmayabilir ya da haberi hiç yapmamayı seçebilir. Siz sahada korkunun gazetecilerde nasıl göründüğünü gözlemliyorsunuz ve korkunun bu şekilde gazetecinin kendi kararlarını sınırlamasına, yani otosansüre dönüşmesine nasıl bakıyorsunuz?

İlk soruya yanıt verirken öncelikle “gazetecilerin psikolojisi” konusunda bir genelleme yapmanın daha doğru olacağını düşünüyorum. Ben psikolog değilim; eğitim aldığım alan ve mesleki birikimim bu alanda tedbirli yorum yapmamı gerektiriyor. Genellemeler genelde hataları barındırıyor o nedenle çok genellemeden yanıt vermeye çabalayacağım.

Gazeteciliğin laneti otosansürdür. Korku olarak tanımladığınız engel, önünde sonunda otosansüre yol açıyor. Yani eğer gazeteci korkuya kapıldıysa otosansür mekanizması ister istemez başlıyor. Bu tehdit kanuni çerçeve ile uygulanıyorsa, bu durum daha da geçerli. Fiziki bir tehdit durumunda ise haberden uzaklaşmaya, vazgeçmeye kadar giden süreç işleyebilir. Sahadaki durumu doğrudan gözlemlemek zor ama sonuçlarını haberlerden süzerek çıkarsamak mümkün. Türkiye’de görünmez kalemlerle çizilmiş sınırlar var. Muhalif, yandaş ya da tarafsız olduğunu iddia eden gazeteciler -ki aslında medya kuruluşları demek daha doğru- o sınırlar içinde tavır alıyor. Yanlışı gören korktuğundan ya da fayda sağladığından dolayı sınırları çok zorlamıyor. Yandaş ise zaten gazetecilik dışı bir kategori.

Bunun yanı sıra otosansür, mesleğe gerçekten gazetecilik yapmak için başlayanlarda genellikle sinsice gelişen bir durum. Amacı gazetecilik, yani doğru haber vermek olmayanlar için davranış kalıbı olabiliyor. Özetle bir gün kendinizi “Şöyle yazmayayım, şöyle ifade etmemeyeyim” derken bulabiliyorsunuz ve bu mekanizmanın hangi ara size sirayet ettiğini anlayamayabiliyorsunuz.

​2 – Bir gazeteci bazen yapmak istediği haberle kendi güvenliği arasında bir seçim yapmak zorunda kalabiliyor. Böyle durumlarda alınan kararlar, gazetecinin zaman içinde kendisini ve yaptığı işi değerlendirme biçimini nasıl etkiliyor? Örneğin bir haberi yapmaktan vazgeçtiğinde, bunun korkudan mı yoksa mesleki bir karardan mı kaynaklandığını nasıl ayırt ediyor?

Aslında ilk soruda bir miktar yanıt verdim. Gazeteciyi tekil bir kişi olarak ele alıp sahaya koyarsanız, aksiyon sinemasında karşılaştığımız hayali kahramanlar çıkar. İdeal durumda, gazeteciyi ve gazeteciliği kurumların koruması ve güvende hissettirmesi gerekiyor. Kurumlardan kasıt devletten çalışılan medya kuruluşuna, üye olunan sendika ya da meslek birliğine kadar geniş bir yelpazeden bahsediyorum. Tek başına bırakılmışsa gazeteci, zaten vereceği karar normal şartlar altında bellidir.

​3 – Gazeteci cinayetleri ve ölüm tehditleri gazetecilerin yalnızca işlerini değil, günlük hayatlarını da etkileyebiliyor. Sürekli bir tehdit ihtimalinin içinde yaşamak bir gazetecinin kendisini, çevresini ve dünyayı algılama biçimini sizce nasıl değiştiriyor?

Ben meslek hayatımda bu tür tehditlerle karşılaşmadım. Yargılanma, hapse düşme korkusu düzeyine kadar gelen bir baskı yaşadım. Benden çok ailem etkilendi diyebilirim. Gazeteciler iş yoğunluğunda bazen bu tür durumlara karşı duyarsızlaşabiliyor ya da şuursuzlaşabiliyor. “Haber şehveti” diye bir olay vardır mesleğimizde. Çoğu zaman hata yaptırır ama gazeteciliğin de akaryakıtlarından biridir. İşte o “şehvet”e kapıldığınızda bazen şuur yitimi olabiliyor.

​4- Sürekli tehdit ve baskı altında gazetecilik yapmak oldukça yıpratıcı olabilir. Sizce gazetecilerin bu süreçte ayakta kalmasını ve mesleklerini sürdürebilmesini sağlayan şeyler neler?

Meslektaş dayanışması, yakın çevreden alınan destek veya yaşananları anlamlandırma biçimi bu süreçte nasıl bir rol oynuyor?

Gazeteciliğe başladığım yıllarda ustalarımız sıklıkla bizim meslekte kalp krizi oranlarının yüksek olduğunu söylerdi. Ağır çalışma koşulları, uzun saatler, bitmeyen koşuşturma, iş yetiştirme telaşı, bahse konu olan tehditler… Zaten bakıldığında gazetecilikte meslekten erken ayrılma ve sektör değiştirme oranları hayli yüksektir. Bu bir araştırmanın sonucuna dayanarak verebileceğim ya da rakamlarla destekleyebileceğim bir önerme değil. Lakin benimle mesleğe başlayıp emekliliğine gazetecilikle ulaşan ya da hala çalışan birkaç kişi var. Meslektaşlar arası iletişim bireysel olduğu sürece yara bandı görevi görüyor. Gazetecilerin meslek örgütlerinin güçlü olması lazım ama ne yazık ki ülkenin geldiği noktada hiçbir kurum layığıyla çalışamıyor.








Gazetecilerin Güvercin Ürkekliği
Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanır. Bu web sitesini kullanarak Veri Koruma Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Daha fazla oku