Yazar: Uzm.Klinik Psikolog Berfin Koç
Son yıllarda sosyal medya platformları yalnızca yetişkinler için değil, çocuklar için de önemli bir görünürlük alanı hâline gelmektedir. Bunun beraberinde ise ne yazık ki çocukların sosyal medya içerik üreticisi olarak görünürlüğü de gittikçe artmaya devam etmektedir. Yeni çağın çocuk işçileri; “Kidfluencer” olarak adlandırılırken, erken yaşlardan itibaren geniş kitlelere ulaşmakta ve çoğu zaman ticari içeriklerin bir parçası olmaktadır. Bu yüzden Kidfluencer olgusu, dijital çağın çocukluk deneyimini yeniden şekillendiren, olumsuz bir fenomen olarak değerlendirilmelidir.

Bu çocuklar, çoğu zaman ebeveynleri tarafından yönetilen hesaplar aracılığıyla, oyuncak tanıtımı yapmakta ve eğlence temelli içerikler üretmekteler. Ancak çocukluk döneminin gelişimsel hassasiyetleri göz önünde bulundurulduğunda, çocukların benlik gelişimi, psikolojik iyi oluşu, mahremiyet algısı ve ebeveyn-çocuk ilişkileri açısından önemli tartışmaları beraberinde getirmektedir.
Kidfluencer olmak için öncelikle çocuğun bir ebeveyn onayı ve desteğinden geçmeleri gerekmektedir. Çünkü Instagram ve YouTube gibi çoğu sosyal medya platformu, kullanıcıların web sitelerinde hesap oluşturmak için 13 yaşında veya daha büyük olma şartı koymaktadır. Sonuç olarak, çoğu Kidfluencer’ın ebeveyni çevrimiçi varlıklarını sürdürmek için çocukların hesaplarını yönetmektedir. Yönetilen sosyal medya hesaplarında ise çeşitli formatlarda ve çok çeşitli temalarda içerik üretilmektedir. Örneğin; video oyunlarının nasıl oynanacağı, oyuncak incelemeleri, hikayelerini ve deneyimlerini paylaşmakta aynı zamanda çeşitli meydan okuma görevlerini tamamlama girişiminde bulunmaktalar.
Bu süreç, Kidfluencer’ların gerçekleştirdikleri eylemleri paraya dönüştürülmesini kolaylaştırmaktadır. Oyuncak ve oyun gibi çocuklara yönelik ürünler satan şirketler, ürünlerini tanıtmak için yüksek izlenme ve takipçi sayısına sahip çocuk fenomenleri seçmekte ve karşılığında onlara ödeme yapmaktadır. Genellikle çocuğa ödenen miktar, videonun aldığı izlenme sayısıyla bağlantılı olmaktadır. Bu şirketler için bir kar sağlama yöntemi iken, ebeveynler için de çocukların özel hayatlarını sosyal medyada yayınlamak bir gelir kaynağı haline gelmektedir. Kidfluencer’ların ebeveynleri, gelir elde ettikleri sosyal medya hesaplarını sürdürebilmek için düzenli içerik üretmek zorundadır. Çünkü sosyal medyada var olmak, süreklilik esasına dayanmaktadır. .

Bu sürekliliğin beraberinde Kidfluencer’ların yükselişi, önemli etik ve güvenlik endişelerini beraberinde getirmektedir. Çünkü Kidfluencer’lar yetişkin sorumluluklarının çocukluk masumiyetiyle çatıştığı bir alanda hareket etmektedir.
Bu olgu, yalnızca çocukluğun metalaştırılmasıyla ilgili soruları değil, aynı zamanda bu çocukların ruh sağlığı ve gelişimleri üzerindeki potansiyel uzun vadeli etkileriyle ilgili soruları da gündeme getirmekte ve çocuklar üzerinde fark edilmeden bir performans baskısı oluşturmaktadır. Kamera karşısında olma zorunluluğu, belirli davranışları tekrar etme beklentisi ve izleyici memnuniyeti; çocuğun oyun oynama ve dinlenme ihtiyacını sınırlarken, beraberinde aile dinamikleri içerisinde rol değişimlerine de neden olmaktadır. Bu değişimin adı ebeveynleştirmedir.
Ebeveynleşen çocuk; bakım veren, sorumluluk alan ve duygusal destek sağlayan kişi konumuna geçmektedir. Bu aile sistemi yapısının bozulduğu ve aile üyelerinin belirgin rollerinin kaybolduğu bir tür sınır çözülmesidir. Çocuklara bu koşulların dayatılması çocukluk döneminde çok kıymetli olan birçok durumun yok sayılmasına yol açmaktadır. Çünkü çocuğun oyunun temel işlevlerinden biri duygusal boşalım ve öz-düzenleme becerilerinin gelişimidir. Ancak içerik üretiminin oyunun yerini alması, onların duygusal regülasyon süreçlerini olumsuz etkilemektedir. Çocukların üzerindeki izlenme ve beğenilme baskısı; zihinsel sağlığın olumsuz etkilenmesine, şiddetli kaygı duygusuna , depresif semptomlara, beden imajına dair endişelere, strese ve düşük öz saygıya yol açmaktadır.
Fiziksel olarak ise, ekran süresinin artmasına bağlı olarak, hareketsizliğe ve sağlık sorunlarına yol açma riski bulunmaktadır. Yapmış olduğum araştırmalar, aşırı ekran süresinin çocukların dikkat sürelerini ve sosyal becerilerini olumsuz etkileyebileceğini göstermektedir. Çünkü erken yaşta sosyal medyada popülerlik kazanan çocuklar, kimliklerini sosyal medya imajlarıyla kurma eğilimindedir. Bu durum, onların gerçek benlikleri ile sanal kimlikleri arasında, çatışma ihtimaline yol açmaktadır. Özellikle benlik algısının sosyal onay ile ilişkili olduğu bir ortamda, kendilerini başkalarıyla kıyaslama eğilimi artabilir. Bunun sonucunda, kimlik karmaşası ve içsel çatışmalar ortaya çıkabilir. Bu iki kimliğin birbirine karışması sonucu, çocuklarda uzun bir süre cevabını veremediği bir kafa karışıklığına neden olabilir.
Çocukların oluşturduğu sanal kimlikler, içsel gelişim ve kişisel olgunlaşma yerine beğeni, takipçi sayısı ve başkalarının onayına odaklandığında; kimlik gelişiminin en önemli ve biçimlendirici yıllarında onların psikolojik dayanıklılığını zayıflatabilir. Bu noktada şu soru ortaya çıkıyor: Kimlik gelişimi çocuklar için neden önemlidir? Kimlik gelişimini tamamlamış ya da tamamlama yolunda ilerleyen bir birey, hayatına dair birçok alanda düşünmeye de başlamaktadır. Meslek seçimi ve geleceği için somut adımlar atarken, bu aynı zamanda yüksek bir özgüven göstergesidir.

Kidfluencer’lar için endişe verici olan bir diğer durum ise, çocukların korumasına yönelik yasal düzenlemelerin ve politikaların ne yazık ki mevcut olamamasıdır. Fakat 2020 yılında Fransa, özellikle “Kidfluencer (çocuk işçiler)” olgusuna yanıt vermek amacıyla yeni bir yasa çıkardı (Nisan 2021’de yürürlüğe girdi). Yeni düzenleme kapsamında yürürlüğe giren “Tüm çevrimiçi platformlarda çocukların görüntüsünün istismarını yasaklayan yasa”, 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya içeriklerinden elde edilen gelirlerin korunmasını öngörmektedir. Düzenleme aynı zamanda “unutulma hakkını” da güvence altına almakta; bu kapsamda sosyal medya platformları, çocuğun talebi üzerine kendisiyle ilgili içerikleri kaldırmakla yükümlü tutulmaktadır.
Kaliforniya’da imzalanarak yürürlüğe giren bir diğer yasa ise, sosyal medya içeriklerinden gelir elde eden “çocuk fenomenlerin ebeveynleri, çocuklarına mali pay ayırmak zorundadır. 2025 itibarıyla uygulanmaya başlanan düzenlemeye göre, ebeveynlerin bu içeriklerden elde edilen gelirin en az %15’ini çocuk adına açılan bir vakıf hesabına yatırmaları gerekmektedir.
Bu oran, çocuğun içeriklerde yer alma düzeyine bağlı olarak artabilmektedir. Ayrıca içerik üreticilerinin, çocukların yer aldığı içerik miktarını belgelendirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bizim Anayasamızda ise 4857 sayılı İş Kanunu’na ek olarak, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile çocuk ve genç işçilerin çalışma yaşamında korunmasına yönelik çeşitli düzenlemeler getirilmiştir.
Kidfluencer olgusu, çocukların mahremiyet, kimlik gelişimi ve uzun vadeli dijital izleri açısından önemli etik ve hukuki soruları gündeme getirmektedir. Bu bağlamda, çocukların üstün yararını merkeze alan düzenlemelerin güçlendirilmesi ve ebeveyn farkındalığının artırılması; dijital çağda çocuk haklarının korunması açısından kritik görünmektedir.
KAYNAKLAR
1 – Yiseul & Lewallen (2017) ‘’Say Instagram, Kids!”: Examining Sharenting and Children’s Digital Representations on Instagram’’ – Harvard Communication Journal
2 – Khan & Sharma (2024) Exploring The İmpact of Social Media İnfluencers On Children: A Study Of Parental Perspectivies – Journal of Content, Community & Communication.
3 – Gilbert (2024), California’s New Laws Will Change the Way Marketers Engage Child Influencers, dglaw.com
4 – BBC (2020), France passes new law to protect child influencers, bbc.com


