Yapı Yol Sendikası – Kadın Meclisi
Mart 8, 2026
Komünist Manifesto’nun Psikososyal Koşulları
Mart 14, 2026

Feminist Hukuk Sistemi

Yazar: Caner Özdemir

Tarih: Mart 8, 2026

Röportaj : Av. Çağla Özgür – CHP Kadın Kolları MYK Üyesi

1) “Feminist hukuk” dediğimizde yalnızca kadın haklarını genişleten bir hukuk mu, yoksa hukukun kurucu mantığını dönüştüren bir perspektif mi?

Uzun yıllardır bulunduğum mesleki, siyasi ve sosyal ortamlarda her fırsat bulduğumda feminizm üzerinde yerleşmiş, aslında onun ruhuna tamamen aykırı olan önyargıları kırmak ve doğru bilgiyi aktarabilmek için mutlaka bir kaç cümle ile izah ederim. Bu soruya da önce feminizm ideolojisinin “erkek düşmanlığı” olmadığını, hatta yalnızca kadın hakları ile sınırlı bir ideoloji olarak da görülemeyeceğini ifade ederek başlamak isterim. 

Feminist teoriye önemli katkıları olan Amerikalı akademisyen ve yazar Bell Hooks’un bir kitabına da ismini veren “Feminizm herkes içindir” yaklaşımı ile bu soruyu cevaplamak gerektiğini düşünüyorum. Biz biliyoruz ki patriyarka yalnızca kadınları değil, erkekleri de belirli kalıplara sıkıştıran bir sistemdir. Erkeklere duygularını bastırmayı, sürekli güçlü olmayı, şiddeti ve rekabeti normalleştirmeyi dayatır.

Feminizm ideolojisi ise eşitliği temele alır. Zira feminist hukuk perspektifi de, yalnızca kadınların özgürleşmesini değil; toplumsal cinsiyet temelli kalıpların herkes üzerindeki baskısını ortadan kaldırmayı hedefler. Bu yönüyle, kadın haklarını güçlendirirken aynı zamanda daha adil, eşitlikçi ve özgürlükçü bir hukuk düzeninin kurulmasına katkı sunar. Çünkü gerçek eşitlik, hukukun yalnızca bazılarını değil, herkesin deneyimini görebildiği bir noktada mümkün olur.

Dolayısıyla feminist hukuk yalnızca kadınlara yeni haklar ekleyen bir hukuk anlayışı değildir. Elbette kadınların tarihsel olarak maruz kaldığı eşitsizlikleri gidermek için hukukun koruyucu ve genişletici rolü çok önemlidir. Ancak feminist hukuk bunun ötesine geçer. Hukukun tarafsız ve cinsiyetsiz olduğu iddiasını sorgular ve gerçekte hukuki normların çoğu zaman erkek deneyimi merkez alınarak kurulduğunu görünür kılar.Örneklemek gerekirse feminist hukukun “makul insan” varsayımını; aile, namus, rıza ve şiddet gibi kavramların yorumlanma biçimini, yargılama pratiğinde ortaya çıkan örtük önyargılarını yeniden düşünmeyi gerektirdiğini söyleyebiliriz.

2 – Mevcut hukuk sistemi gerçekten “cinsiyetsiz” mi, yoksa görünmez bir erkek normu üzerine mi kurulu?

Hukuk metinleri cinsiyetsiz görünse de uygulamanın “erkek normları” üzerinden işlediğini görüyoruz. O yüzdendir ki feminist yürüyüşlerde en çok “erkek adalet değil, gerçek adalet”  talebimizi dile getiriyoruz. Kadına yönelik şiddet “aile içi mesele” olarak görülebiliyorsa, kadının beyanı hâlâ tartışmaya açılabiliyorsa mevcut hukuk sisteminin cinsiyetsiz olduğunu söyleyemeyiz.

3) Feminist hukuk yalnızca cezalandırma sistemini mi dönüştürür, yoksa önleyici politikaları da içerir mi?

Feminist hukuk, toplumsal cinsiyet temelli şiddetle mücadeleyi yalnızca ceza hukuku araçlarıyla sınırlı görmez; daha geniş ve dönüştürücü bir yaklaşım ortaya koyar.Elbette cezasızlıkla mücadele önemlidir. Ancak önleyici sosyal politikalar, eğitim müfredatında toplumsal cinsiyet eşitliği,ekonomik bağımsızlığı güçlendiren mekanizmalar, etkili koruma tedbirleri olmadan ceza hukuku tek başına çözüm üretmez.

Bu noktada İstanbul Sözleşmesi’nin dört temel ayağı olan önleme, koruma, kovuşturma ve politika üretimi bize bütüncül çerçeveyi sunar. Feminist hukuk, cezalandırmanın ötesine geçerek  şiddeti ve eşitsizliği üreten yapısal nedenlerin önlenmesini hedefler.

4) Siyasi irade ile yargı pratiği arasındaki gerilim feminist hukuk açısından nasıl okunmalı?

Siyasi irade ile yargı pratiği arasındaki gerilim feminist hukuk açısından yalnızca kuvvetler ayrılığı tartışması değildir. Feminist hukuk, hukukun hiçbir zaman tamamen nötr olmadığını; iktidar ilişkilerinin, toplumsal cinsiyet hiyerarşilerinin ve siyasal güç dengelerinin yargı pratiğine yansıdığını ortaya koyar. Bu nedenle siyasi iktidarın yargı üzerindeki etkisi, yalnızca kurumsal bağımsızlık sorunu değil, aynı zamanda adalete erişim ve eşit yurttaşlık meselesidir. Çünkü yargı siyasal baskı altında kaldığında en önce kırılgan grupların kadınların, çocukların ve dezavantajlı kesimlerin  hakları zedelenir.

Feminist perspektiften bakıldığında gerçek yargı bağımsızlığı, yalnızca siyasi müdahaleden arınmış bir yargıyı değil; aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten, hak temelli ve özgürlükçü bir hukuk pratiğini gerektirir. Bu nedenle demokratik hukuk devleti mücadelesi ile kadın hakları mücadelesi birbirinden ayrı düşünülemez.

5) Ceza hukukunun caydırıcılığı mı, yoksa kültürel dönüşüm mü daha belirleyici?

Ceza hukukunun caydırıcılığı elbette önemlidir; çünkü devletin şiddete karşı açık ve kararlı bir yaptırım uygulaması, mağdurlar açısından bir güvence ve kamusal mesaj anlamı taşır. Ancak yalnızca cezaların ağırlaştırılması, toplumsal cinsiyet temelli şiddeti ortadan kaldırmaya yetmez. Nitekim bunu, toplumun bir kesiminin dönem dönem talep ettiği idam veya hadım gibi ağır cezaların uygulandığı ülkelerde de bu suçların işlenmeye devam etmesinden görüyoruz.

Kadına yönelik şiddet yalnızca bireysel suçlardan ibaret değildir; patriyarkal kültürün, eşitsiz güç ilişkilerinin ve toplumsal normların ürettiği yapısal bir sorundur. Bu nedenle ceza hukuku ancak etkin uygulanırsa ve önleyici politikalarla desteklenirse anlamlı bir caydırıcılık yaratabilir. 

Toplumda şiddet “erkeklik” ile özdeşleştirilmeye devam ediyorsa, kadın bedeni ve yaşamı üzerinde denetim hakkı olduğu düşünülüyorsa ceza hukuku tek başına yeterli olmaz. Gerçek dönüşüm; eğitim politikaları, toplumsal cinsiyet eşitliği bilinci, ekonomik güçlenme ve kurumsal koruma mekanizmalarıyla mümkündür. Yani ceza hukuku gerekli bir araçtır, fakat tek başına yeterli değildir. Kadına yönelik şiddeti gerçekten azaltacak olan şey, hukuki yaptırımlar ile kültürel dönüşümün birlikte işletilmesidir.

**

Çağla Özgür: Sorularınız gerçekten çok kıymetliydi. Toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerin hukuk ve yargı pratiğindeki yansımalarını tartışmak için önemli bir imkân sunduğunuz için teşekkür ederim.

Caner Özdemir: Biz teşekkür ederiz… 

Feminist Hukuk Sistemi
Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanır. Bu web sitesini kullanarak Veri Koruma Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Daha fazla oku