Kadın Sanatçıların Performans Kaygısı
Mart 8, 2026
Feminist Hukuk Sistemi
Mart 8, 2026

Yapı Yol Sendikası – Kadın Meclisi

Yazar: Caner Özdemir

Tarih: Mart 8, 2026

Röportaj : Yapı Yol Sendikası Kadın Meclisi Adına Pınar Aydın – MYK Üyesi

1- Öncelikle Sizleri Tanıyalım

Röportaj teklifiniz için teşekkür ederiz. Özellikle 8 Mart Kadınların Uluslararası  Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü’ne özel sayınızda olmak bizim için çok kıymetli. Kısaca  bugünün öneminden bahsetmek isteriz. 

8 Mart 1857 ‘de New York’ta tekstil işçisi kadınlar günde yirmi saat süren ağır çalışma  koşullarına rağmen düşük ücret almaya karşı çıkarak örgütlü ilk kadın grevini gerçekleştirdiler. Bu  greve polis saldırdı işçiler fabrikaya kilitlendi. Ardından çıkan yangında fabrika önüne kurulan  barikatlardan kaçamayan 129 kadın hayatını kaybetti. Yapı Yol Sen kadın meclisi olarak geçmişten  bugüne emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesi uğruna hayatlarını kaybeden kadın emekçilerin  mücadelesini selamlıyoruz. Ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye, baskılara, savaşlara,  otoriterliğe karşı sesimizi yükseltiyor. Dünden aldığımız güçle tüm kadınları örgütlü mücadeleye  çağırıyoruz. 

YAPI YOL SEN bir emek örgütüdür. Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu olan KESK’e bağlı  olarak 1992 yılında kuruldu. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Karayolları Genel  Müdürlüğü, AFAD, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve İller Bankası hizmet kolu  olduğumuz kurumlardır.  Biz toplumun, karar süreçlerinde örgütlü olarak söz sahibi olduğu, devletten ve piyasadan  azami ölçüde arındırılmış, kamusal alanda eşit, ücretsiz, nitelikli, erişilebilir ve anadilinde kamu  hizmetini savunuyoruz.

Biz hizmet kollarımızdaki kurumlarda emeğin en yüce değer olduğu  gerçeğinden hareketle ve sendikal mücadelenin demokrasi ve özgürlük mücadelesinin bir parçası  olduğu bilinciyle mücadele etmekteyiz. 1995 yılında Kadın ve Çevre Sekreterliği ile kadın  mücadelesi başlatmış ataerkil zihniyete karşı üretime ve karar organlarına katılmanın önündeki  engelleri aşmak için KADIN SEKRETARYASI oluşturulmuştur. Kadın Sekreterliğini ve  yönetimlerde kadın kotasını uygulayan ilk sendika olarak kadın meclisi kurulmuş ve karar organı  olmuştur. 

2 – Yapı – Yol sektöründe kadın olmak, günlük iş pratiğinde nasıl bir yük yaratıyor?

Hizmet kolumuza bağlı kurumlar ne yazık ki son derece eril kurumlardır.  Bu eril kurumlarda örgütlenmek kadın olarak birçok engelle karşılaşmamıza neden olmaktadır.  Günlük hayatta olduğu gibi iş yerlerinde de eril dilin hâkim olması, taciz, mobbing, güvencesiz  çalışma koşulları psikolojik yük yaratmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği derinleştikçe, kadın  emeği daha da görülmez bir hal alıyor. İş yerlerinde psikolojik yük, evden yorgun gelmeyle daha da  ağır çalışma koşullarına neden oluyor. Çünkü ev içi hizmet, hasta, yaşlı, engelli, çocuk vb. bakım  emeği kadına yüklenen bizim gibi toplumlarda kadının yükü oldukça ağır. Biz Yapı Yol Sen olarak  tamda bu psikolojik yükün yarattığı olumsuzlukların ortadan kaldırılması mücadelesi vermekteyiz.

3 – ”Fedakarlık” Söylemi kadın emeğini nasıl politik olarak kontrol altında tutuyor?

Fedakârlık söylemi, özellikle Türkiye’deki muhafazakâr- neoliberal politik bağlamda  kadın emeğini (başta bakım emeği, ev içi işler ve annelik emeği olmak üzere) politik  bir zemine taşır. Çünkü bu emeği “doğal”, “kutsal”, ve “sevgi temelli” bir görev  olarak sunarak devletin sosyal sorumluluklarını kadınlara kaydırır ve bunu ideolojik  bir araç haline getirir. 

Oysa kadınların ücretsiz emeğini “özveri-şefkat-anne kutsallığı” gibi  kavramlarla çerçeveler. Bu sayede bakım emeği sevgiyle yapılan doğal görevler olarak tanımlanır;  talep edilmesi, pazarlık edilmesi veya kamusal olarak örgütlenmesi imkânsız hale gelir. Kadın  emeği böylece özel alana “aileye” hapsedilir. Ama tam burada politikleşme başlar. Devlet (sosyal  devlet) çekilirken bu söylemi kullanarak “aile yılı” gibi politikalarla kreş, bakım hizmetleri gibi kamusal hükümlülüklerden kaçar yükü kadınların “fedakarlığına” yıkar, kadın emeğini doğrudan  politik bir enstrümana dönüştürür. Neoliberal politikalarla sosyal haklar kısıtlanırken muhafazakâr  ideoloji aileyi yani kadını bakımın tek adresi ilan eder.

Kadınlar, Ücretsiz bakım emeğini, ekonomik  krizi, pandemi, deprem, savaş gibi toplumsal yükleri tek başlarına taşır. İstihdamda güvencesiz/  esnek çalışmaya zorlanır çünkü asli görevi evdir. Siyasal temsil ve özneleşme talepleri “fedakârlık”  adına bastırılır. Bu klasik bir politik stratejidir. Kadın emeği sermayenin ucuz iş gücü ihtiyacını ve  devletin bütçe tasarrufunu karşılayan görünmez emek deposu haline dönüşür. Fedakârlık söylemi;  ataerkil-kapitalist düzenin kadınları ülke ekonomisi ve kutsal aile için feda edilmesini meşrulaştırır.  Emeği politik iktidarın hizmetine sokar.

4 – ”Bu iş kadın işi değil” algısı hangi bilinç biçimlerini yeniden üretiyor?

Bu iş kadın işi değil algısı toplumsal cinsiyet rollerini ve iş bölümünü “doğal” ya da  “ zorunlu” gösteren bir ideolojik mekanizmadır. Bu algı, bireylerin ve toplumun  zihninde belirli bilinç biçimlerini sistematik olarak yeniden üretir. Bu algı erkeği “güçlü, teknik liderlik” yapan kadını “zayıf bakım odaklı, İkincil” olarak  konumlandıran bir dünya görüşünü pekiştirir. İşler kadın işi, erkek işi olarak ikiye ayrıldığında  erkek egemenliği doğal bir gerçeklik haline gelir. Kadınlar inşaat, teknoloji, Yönetim gibi alanlara  girdiğinde “yerini bilmesi gerektiği” mesajı verilir. Böylece ataerkil düzen bireysel olmaktan çıkıp  kolektif bir ortak akıl olarak yeniden ortaya çıkar. 

Okulda, ailede, medyada, işyerlerinde, sokakta “bu iş kadın işi değil “cümlesi çocukların ve yetişkinlerin zihninde cinsiyet rollerinin içselleşmesine yol açar.  Kadınlar bu algıyı duydukça kendilerini yetersiz hisseder. Erkeler ise koruyucu – üstün  rolünü benimser. Sonuç olarak toplumsal cinsiyet ayrımcılığı bilinçli bir tercih değil herkesin kabul  ettiği toplumsal bir gerçeklik gibi görünür. 

Özetle “bu iş kadın işi değil” algısı sadece önyargı değil; ataerkil, cinsiyetçi yanlış ve  hegemonik bilinç biçimlerini sürekli yeniden üreten bir döngüdür. Hizmet kollarımız da daha çok teknik, inşaat, yapı, yol gibi kurumlardır. Yapı yol sen olarak  örgütlü kadın arkadaşlarımız bu önyargıyı kıran, toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan, kadını ikincil  konuma getiren bu düzene karşı mücadele veren kadın bilinci yüksek arkadaşlardır. 

5 – Kadın çalışanların performansı erkeklerden daha fazla mı denetleniyor?

Evet. Kadınların performansı daha çok denetleniyor. Çünkü çalışma yaşamında derin,  köklü cinsiyet önyargıları var. Erkek “yapabilir” kadınlar “yapamaz” olarak bakılıyor. Daha önce de  değindiğimiz “bu iş kadın işi değil” algısı toplumda ön yargıya, ön yargıda daha fazla denetlemeye  dönüşür. İş hayatında erkek otomatik “yetkin” kabul edilirken kadın “yetersiz” diye varsayılıyor.  Bu nedenle kadınlar daha yakından izlenir daha fazla sorgulanır ve daha sert eleştirilir.  

Kadınlar aile odaklı, duygusal, fedakâr diye kodlandığı için iş performansları otomatik olarak  şüpheyle karşılanır. Ancak ataerkil ve neoliberal politikalara, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine  rağmen birçok çalışmada kadınların aynı veya daha yüksek performans gösterdiğini de ortaya  koymaktadır. 

6 – Erkek meslektaşların dili ve mizahı iş yerindeki psikolojik iklimi nasıl etkiliyor?

İş yerlerinde ve yaşamın her alanında eril dil bizim sendika olarak en çok mücadele  ettiğimiz alanlardan biri. Kadınların sürekli ikincil yetersiz veya nesne konumuna  yerleştirerek özgüven eksikliğine, değersizlik hissine sürekli onaylanma ihtiyacını tetikler. Cinsiyetçi mizah önyargıları normalize ederek ayrımcılığa toleransı  arttırıyor. İş yerlerinde eril dil cinsiyetçi olaylara karşı duyarsızlığı tetikliyor. Eril  dil, kadın erkek arasındaki iş birliğini de olumsuz etkilemektedir. Kadını  nesneleştiren bu mizah ve dil özgüven ve motivasyon düşürücü olmakla beraber  ötekileştirip metal sağlığı bozmaktadır. 

Günlük cinsiyetçi şakalar, aşağılayıcı ifadeler zamanla baskıcı bir hal almaya başlar.  Çaresizlik, pasiflik gelişir ve kadınların buna uyumlanması zorbalığı, kadını erilleşmeye itebiliyor.  Buda iç çatışma ve kimlik krizi yaratıyor. 

Sorulara cevaplardan sonra birkaç şey söylemek isteriz. 

Günde en az 3 kadın katlediliyor. Türkiye’de aynı gün içinde, 6 kadın katledildi. 2026’nın ilk  ayında 22 kadın öldürüldü; 14 kadının ölümü ise kayıtlara ‘şüpheli’ olarak geçti. Bu cinayetler bir  ihmale, politika boşluğuna ve sistematik cezasızlığa işaret ediyor. Cezasızlık ve hukuksuzluk  nedeniyle failler kadınlar için tehdit olmaya devam ediyor. İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca  çıkılması, 6284 Sayılı Kanun’un etkisiz hale getirilmesinin yanında, iktidar ve gerici-milliyetçi  ittifakı, tüm kurumları ve medyasıyla kadın ve LGBTİ+ düşmanlığını, nefret söylemini  yaygınlaştırıyor. Medeni Yasa’nın kadınların lehine maddelerini hedef haline getiren iktidar, yanına  tarikat ve cemaatleri de alarak mücadele ederek elde ettiğimiz kazanımlarımızı gasp ediyor. 

Siyasi İslam dayatması kadınların kamusal hayattan çekilmesini ve kadınlar için yaşamsal  olan laikliği hedefe koyuyor. Laiklik, kadınların yaşam ve eşitlik güvencesidir. Devletin ve  hukukun dinselleştirilmesi, patriarkal düzeni güçlendirirken kadınları hem kamusal alandan hem de  emek süreçlerinden dışlamayı hedefler. “Kutsal aile” söylemiyle kadın emeğini görünmez ve  karşılıksız kılmak isteyen bu düzene karşı laikliği savunmak, aynı zamanda kadınların ekonomik ve  toplumsal özgürlüğünü savunmaktır. Laiklik olmadan eşitlik, eşitlik olmadan özgürlük olmaz. 

YAPI YOL SEN olarak 8 Mart’ta kamu emekçisi ve tüm kadınları; Yoksulluğaşiddete, güvencesizliğe karşı barış, laiklik ve özgürlük mücadelesini  büyütüyoruz ! Şiarı ile iş yerlerimizde, alanlarda yaşadığımız her yerde mücadele etmeye,  eşitlik, özgürlük emek hak adalet barış ve laiklik için yıllardır verdiğimiz mücadeleye omuz  vermeye davet ediyoruz. 

Yapı Yol Sendikası – Kadın Meclisi
Bu web sitesi deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanır. Bu web sitesini kullanarak Veri Koruma Politikamızı kabul etmiş olursunuz.
Daha fazla oku

Psikopolitik Dergi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin