Röportaj: Emine Pişmişoğlu I Psikodramatist
1 – Karşıt görüşlere sahip insanların aynı psikodrama çalışmasına katılması mümkün mü?
Evet, mümkündür. Hatta psikodrama ve özellikle sosyodrama, her ikisi de Jacob Levy Moreno tarafından geliştirilmiş olup, farklı görüşlere sahip insanların bir araya gelmesi için oldukça uygun bir alan yaratır. Büyük toplum gruplarıyla çalışmalarıyla tanınan psikanalist Vamık Volkan ise, kutuplaşmış toplumlarda bireylerin “büyük grup kimliği” etrafında toplandığını ve tarihsel travmaların bu kimlikleri güçlendirdiğini belirtir. Bu tür durumlarda farklı gruplar birbirini kolaylıkla tehdit olarak algılayabilir.

Psikodrama sahnesi ise bu karşılaşmayı daha güvenli bir zemine taşır. Yanısıra sosyodrama yaklaşımında bireylerden çok toplumsal roller çalışılır. Böylece insanlar kendi kimliklerini savunma refleksiyle değil, bir rolü deneyimleme üzerinden karşılaşırlar. Günümüzde ise çağdaş psikodrama kuramcılarından José Fonseca da psikodramayı farklı görüşteki insanlar arasında “deneyimsel bir diyalog alanı” olarak tanımlar. Psikodramanın toplumsal çatışmalarda kullanılması ile ilgili çalışmaları önermektedir. Uygun bir yapılandırma ve güvenli bir grup ortamı sağlandığında karşıt görüşlerin aynı çalışmada buluşması mümkündür.
2 – Psikodramada kullanılan rol değişimi tekniği empatiyi nasıl artırır?
Rol değişimi psikodramanın en güçlü tekniklerinden biridir. Bu teknikte kişi sahnede karşısındaki kişinin rolüne geçer ve olaylara onun bakış açısından bakmaya çalışır. Jacob L. Moreno rol değişimini “başkasının dünyasını içeriden görmek” olarak tanımlar. Bu süreçte kişi sadece zihinsel olarak değil, duygusal ve bedensel olarak da diğerinin deneyimine yaklaşır. José Fonseca ise bunu “somut empati” olarak adlandırır. Çünkü empati yalnızca bir fikir olmaktan çıkar, doğrudan yaşanan bir deneyime dönüşür.

Tıpkı bireylerde olduğu gibi toplumsal rollerde de karşıt grupların rolüne geçerek, gruplar arasında empatinin gelişmesine yardımcı olabiliriz. Bunu da Sosyodrama yöntemi ile sağlayabiliriz. Kutuplaşmış toplumlarda insanlar, çoğu zaman karşıt görüştekileri stereotiplerle algılar. Rol değişimi bu kalıpları yumuşatarak, insanların birbirlerinin duygularını ve motivasyonlarını daha gerçekçi biçimde anlamasına yardımcı olabilir.
3- Psikodrama toplumsal diyalog süreçlerine nasıl katkı sağlayabilir?
Psikodrama ve sosyodrama, toplumsal diyalog süreçlerinde güçlü bir araç olabilir. Çünkü insanlar çoğu zaman yalnızca tartışarak değil, deneyimleyerek değişirler. Vamık Volkan farklı toplumlar arasındaki çatışmalar üzerine yaptığı çalışmalarda, karşıt grupların temsilcilerini bir araya getirerek diyalog süreçleri oluşturmuştur. Bu tür süreçlerde kişiler kendi hikâyelerini anlatırken, karşı tarafın hikâyesini de duymaya başlar. Sosyodrama ise bu hikâyeleri sahnede görünür kılar. Örneğin; bir toplumsal çatışma farklı roller aracılığıyla sahnelenebilir: gençler, ebeveynler, devlet, medya ya da farklı kuşaklar gibi. José Fonseca sosyodramayı toplumsal farkındalık yaratan bir yöntem olarak tanımlar. Sahne, insanların yalnızca kendi deneyimlerini değil, toplumun ortak hikâyesini de görmesine yardımcı olur.
4- Psikodrama bireylerin kendi önyargılarıyla yüzleşmesini sağlayabilir mi?

Psikodrama, önyargıları görünür kılma konusunda oldukça etkili bir yöntemdir. Çünkü sahnede ortaya çıkan roller ve tepkiler, çoğu zaman kişinin farkında olmadığı düşünce kalıplarını açığa çıkarır. Bir kişi, sahnede karşıt görüşteki bir karakteri oynadığında ya da onunla rol değişimi yaptığında, kendi zihnindeki kalıplarla yüzleşme fırsatı bulabilir.
José Fonseca psikodramanın spontaniteyi artırarak, insanların yerleşmiş davranış kalıplarını kırılabildiğini vurgular. Ayrıca Vamık Volkan’ın çalışmalarında vurguladığı “seçilmiş travmalar” ve “seçilmiş zaferler” gibi kolektif anlatılar da gruplar arası önyargıları besleyebilir. Psikodrama ve sosyodrama, bu anlatıların sahnede ele alınmasına olanak tanıyarak insanların bu hikâyelere daha bilinçli bir şekilde bakmasını sağlayabilir.
5- Gelecekte psikodrama toplumsal sorunlar için daha çok kullanılabilir mi?
Günümüzde toplumsal sorunlar giderek daha karmaşık hale geliyor ve yalnızca politik ya da ekonomik yaklaşımlarla da açıklanamıyor. Kimlik, aidiyet ve kolektif travma gibi psikososyal süreçler de önemli rol oynuyor. Psikodramanın kurucusu Jacob L. Moreno’nun, sosyodramayı geliştirirken aslında toplumsal sorunların sahnede çalışılmasını hedeflediğini ve özellikle bu konular için önerdiğini unutmamak gerekir.


